Kürdistan’da Sosyal Devrim

rojava

Batı Kürdistan’da Temmuz 2012’de devrimin fişeği ateşlendiğinde, ne bölgesel ne de uluslararası toplum, bu devrimin yaratacağı sonuçları yeterince analiz edemedi. Adına Rojava Devrimi denilen bu süreç, tüm Ortadoğu’yu etkileyecek bir potansiyel içeriyordu. Bu devrim aynı zamanda Kürtlerin tarih sahnesine güçlü bir çıkışını da ifade ediyordu. Geri dönülmez yola artık girilmişti.

Son iki yılı aşkın bir süredir yaşanan gelişmeler, Rojava Devrimi’nin tüm Ortadoğu açısından ne denli önemli olduğunu gösterdi. BM’ye göre son 20 yılın en ağır insani krizine yol açan Suriye’deki savaşın ortasında yaşanan Rojava Devrimi, özellikle dünya solunun dikkatini yeterince çekmedi. Oysa, her gün onlarca ölüm haberlerinin geldiği bu coğrafyada sosyal bir devrim yaşanıyor. Bu devrim kaynağını hiç kuşkusuz, Kuzey Kürdistan merkezli gelişen Kürt özgürlük hareketinden alıyor. Bu nedenle Kürdistan’ın bu iki parçasındaki gelişmeleri birbirinden bağımsız ele almak mümkün değil.

Mart 2013’te Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın inisiyatifinde Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de başlayan demokratik çözüm süreci, Rojava devrimine hem nefes aldırdı hem de Rojava’dan itibaren öz savunma hattının büyütülmesine fırsat sundu. Özü itibariyle, Rojava Devrimi Öcalan’ın ortaya koyduğu Demokratik Ortadoğu Konfederasyonu projesinden esinlenerek vücut buldu.

Batı Kürdistan son zamanlarda daha çok Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) isimli insanlık düşmanı soykırımcı güce karşı direnişte dikkatleri üzerine çekse de, bu sert direnişin arkasında güçlü bir sosyal, siyasal ve zihniyet devrimi duruyor. Kadının savaşta ön cephede yer alması bu devrimin en çarpıcı niteliklerinden birine işaret ediyor: Kadın devrimi.

Görkemli direnişlerle birlikte içeride yaşanan sosyal devrim Rojava Devrimi’nin, adına Arap Baharı denilen ayaklanmalar sürecinden farklı kılan temel karakterini oluşturuyor. Toplumcu anlayışın öne çıktığı Rojava Devrimi, bölgeyi onlarca yıldır kasıp kavuran milliyetçilik ve şovenizmin panzehiri olarak kendisini dayatıyor.

Devrim Nedir?

Peki nedir devrim ve sosyal devrim neden farklı? Devrim, sosyal, ekonomik, kültürel, dini ve diğer alanlarda gerçekleşen radikal dönüşümü ifade ediyor. Devrimci değişimler, kurulu düzenle kopuşu sağladığından olağanüstü sonuçlara yol açar. Devrimler tarihsel süreçler ve toplumsal inşaların bir sonucu olarak yaşanırlar. Tarih bilimi üç büyük tür devrimden bahseder: Siyasi, Sosyal ve Ekonomik.

Siyasi devrim hükümetin değiştiği ve hatta tüm bir siyasi sistemin değiştiği devrimdir. Ancak bu devrimde sosyal ilişkilerde ciddi bir değişim yaşanmaz.

Ekonomik devrim, mallar ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı ve tüketim koşullarında sert değişimlerin yaşanmasını ifade eder. Bu kavran genellikle teknolojik değişimler yaşandığında kullanılır, tıpkı Sanayi Devrimi gibi.

Sosyal devrim, ister bir şehirde, isterse de bir ülkede olsun, özgürleştirilmiş bir bölgede tüm ilişkiler ve günlük sosyal etkileşimlerin dönüşüm yaşamasıdır. Mülk ilişkilerini bozan ve siyaseti aşan bu devrimlere, 1789 Fransız Devrimi ve 1971 Sovyet Devrimi örnek olarak gösterilebilir.

Batı Kürdistan devrimi ile siyasal olarak diktatoryal bir rejim, Kürt coğrafyasındaki egemenliğini yitirirken, yeni bir ekonomik ve siyasi modelin hayata geçirilmesi için kollar sıvandı. Batı Kürdistan önce Ocak 2014’te üç kantona ayrıldı: Cızire, Afrin ve Kobani. Bu özerk kanton yönetimlerinde çoğulculuk esas alındı ve kadın kendi yerini buldu. Günlük ilişkilerde büyük değişimler yaşanırken, ambargo ve savaşa rağmen daha adil bir paylaşım için üretim ve tüketimde komünal ekonomi hayata geçirilmeye çalışıldı.

Kuşkusuz bunların arzu edildiği gibi hayata geçmesi kolay değil. Bir çok alandaki değişimlerin biçimsel olması eleştiri konusu olsa da, devrimlerde toplumsal inşa süreçlerinin çok zor olduğunu bilmek gerekiyor. İnşa her şeyden önce üretime katılmayı gerektiriyor. Doğru kurgulanmış sürekli bir üretimin olmadığı yerde, değişimler de biçimsel olmaktan ve zamanla çürümeye doğru yol almaktan kurtulamaz.

Demokratik Konfederalizm

Kuzey ve Batı Kürdistan’da gelişen Kürt özgürlük hareketi, diğer halkların mücadeleleri ve evrensel değerleri yanına alarak, radikal bir demokrasi gücü olarak kendisini dayatıyor. Ortadoğu’daki köklü sorunlar ve çatışmalara çözüm için de Demokratik Ortadoğu Konfederasyonu öneriyor. Bu çözüm modeli, doğrudan demokrasi ve katılımcı demokrasiyi içeriyor. Bu devrim Rojava’da ilk etapta kantonlar biçiminde örgütlense de Kuzey Kürdistan’da ise halk konseyleri, komünler ve belediyeler yoluyla hayata geçirilmeye çalışılıyor.

Öcalan demokratik konfederalizmi « demokratik, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü bir toplum » olarak ele alıyor. Bunu bazıları « Devletsiz demokrasi » olarak da tanımlıyor. Kapitalist modernite yerine, demokratik modernite öneren Öcalan, temel olarak « kapitalizm », « Ulus-Devlet » ve « endüstriyalizmin » yerine « demokratik ulus », « komünal ekonomi » ve « ekolojik sanayi »yi koyuyor. Bunun içinde büyük proje oluşturulmuş durumda: Demokratik Cumhuriyet, Demokratik Konfederalizm ve Demokratik Özerklik.

Özellikle Kuzey Kürdistan’da Kürt hareketi öncülüğündeki son bir kaç yıllık sürece bakıldığında, bu projelerin uygulanma zeminlerini de görmek mümkün olacaktır. Kapitalist modernist başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın her tarafındaki yoğun saldırıları göz önünde alındığında bunun çok zorlu bir mücadele olduğu da anlaşılacaktır.

Kuzey Kürdistan’daki gelişmelere başka bir pencereden bakılırsa, Amerikalı özgürlükçü ekolojist Murray Bookchin’in toplumculuğu açıklayıcı olabilir. Bookchin1’in toplumculuğu beş yaklaşımı esas alıyor: Yasal çerçevede mevcut belediyelerin özerkleştirilerek karar gücüne dönüştürmek, halk konseyleri yolu ile bu belediyeleri demokratikleştirmek, belediyeler konfederasyonu yoluyla ulus devletlerinin yerine geçmek üzere bölgesel ağlar ve daha geniş konfederasyonlar içerisinde belediyeleri birleştirmek, sivil toplumu güçlendirmek ve halk meclisleri oluşturmak için ilerici toplumsal hareketleri birleştirmek.

Bu çerçevede Kuzey Kürdistan’da oldukça yol alındığını söylemek mümkün. Hem Kuzey hem de Batı Kürdistan’daki sosyal devrimler ve genel olarak Kürtlerin Ortadoğu’daki mücadelesi bugün tüm bölge için güçlü bir umut kaynağı olmuş durumda. Ortadoğu’daki dini sekterizm, Baasçılık, uluslararası müdahaleler, faşizm, etnik, dini ve kültürel soykırımlara karşı bu mücadele karanlıktan çıkış yolunu gösteriyor.

Maxime Azadi

21.10.2014

Répondre

Entrez vos coordonnées ci-dessous ou cliquez sur une icône pour vous connecter:

Logo WordPress.com

Vous commentez à l'aide de votre compte WordPress.com. Déconnexion /  Changer )

Photo Google

Vous commentez à l'aide de votre compte Google. Déconnexion /  Changer )

Image Twitter

Vous commentez à l'aide de votre compte Twitter. Déconnexion /  Changer )

Photo Facebook

Vous commentez à l'aide de votre compte Facebook. Déconnexion /  Changer )

Connexion à %s