Ortadoğu’da kelebek etkisi…

rojava

Bir kelebeğin Paris’te kanat çırpması, bir kaç hafta sonra New York’ta fırtınaya neden olabilir. Ya da diğer bir ifadeyle, Amed Newroz Meydanı’nda bir kelebeğin kanat çırpası, hava molekülleri üzerinde domino etkisi yaparak bir süre sonra Ankara Kızılay’da fırtınaya dönüşebilir. Bu kelebeğin kanat çırpışına, diğer tüm kelebeklerin kanat çırpması, nefes alıp veren bir insana tüm diğer insanlar ve tüm hayvanların nefes alış verişleri ile hareket eden tüm canlılar eklendiğinde ortaya çıkan sonuç öngörülmezliktir. Bu sonucun bilim insanlarını götürdüğü yer ise « belirlenemezlik »tir.

İlk başta basit gibi görünen « kelebek etkisi » formülü, kaotik sistemlerin temel fikridir. Küçük değişiklikler, sonuç üzerinde öngörülmez büyük etkilere yol açabiliyor. Bunun özeti, « küçük nedenler, büyük etkiler »dir. Aslında maddenin davranışları determinist olarak kalmaya devam etse de, maddenin örgütlenme biçimi uzun vadede davranışlarını hesaplamayı öngörmeyi imkansız hale getiriyor. Kısaca kaotik sistemlerin davranışları nedenseldir, ama « belirsiz » olarak görünüyor.

Bir başka örnekle ifade edilirse; bir kişi evinden çıkıp arabasına doğru giderken, bir anda evde çantasını unuttuğunu fark edip, geri döndüğünde, ve ardından bir dakika gecikmeyle aracına binerek ilk kavşakta karşılaştığı bir araçla çarpışabilir ve orada ölebilir. Ama tersine, çantasını unutmadan ve bir dakika vakit kaybetmeden evden çıktığında bu durum yaşanmayabilir. İşte burada da küçük nedenler, büyük etkiler devreye giriyor. Yani kelebek etkisi.

Bilim insanlarına göre kaos teorisi her yerde vardır. Ancak kuantum dünyasında mikro zerreciklerin davranışlarının net olarak öngörülmemesi, belki de kaotik oluşundan kaynaklanıyor. Gerçekte mikro partiküllerin davranışları determinist olsa da, bunları belirlemek imkansız gibi görünüyor.

Meteorolog Edward Lorenz’in 1972’de hava durumu için formüle ettiği « kelebek etkisi », toplumsal olaylar için de uygulanabilir. Toplumsal olayları inceleyen bilim insanlarına göre, toplumsal değişimler, kitlesel olgulardan çok, giderek daha fazla bireysel bazı eylemlere bağlı olarak gelişecek. Kelebek etkisinin ortaya çıkması için iki temel koşulun artık oluştuğu sonucu üzerinden bu tespit yapılıyor.

Birincisi, bilginin dolaşımı giderek daha hızlı hale geldi. Bilgi akışı dünyanın farklı bölgeleri ve farklı aktörleri arasında yoğunluk kazanırken, en küçük olayların bile hızlı bir şekilde birbiriyle bağlantı oluşturabilecek koşullar oluştu. İkinci koşul ise, insanlık bir yol ayrımına geldi. Yani tüm normlar ve yaşamın bir çok alanındaki değerlerin yeniden tanımlanmasının zorunlu hale geldiği bir dönem yaşanıyor. Bu ekonomik krizdeki Batı toplumu için olduğu gibi, savaşların kırıp geçirdiği Ortadoğu ve dünyanın diğer bölgeleri için de geçerlidir. Gelinen aşamada sosyal yaşam ile devletler arasındaki ilişkiler de yeniden tanımlanmaya ya da düzenlenmeye ve başka yönetim biçimleri altında ifadeye kavuşmaya ihtiyaç duyuyor. Bu tür durumlarda en ufak bir değişiklik, her şeyi altüst edebilir. Nitekim, günümüz dünyasında buna sayısız örnek vermek mümkün. Bir yerde ortaya çıkan bir eylem biçimi, kısa sürede dünyanın bir çok yerine yayılabiliyor. Aslında değişim çok yakınımıza gelmiş bulunuyor.

Kelebek etkisi, bugün Ortadoğu’da yaşananları ifade etmek için kullanılırsa eğer, öngörülmezlik bir kez daha kendisini belirgin olarak hissettiriyor. Gelişmeleri ifade etmek için bir yığın senaryo veya komplo teorisi oluşturulabilir. Hepsinin de mutlaka mevcut gelişmelerde bir payı vardır. Bununla birlikte herkes, yaşanan gelişmelerde kendisine bir amaç ve anlam çıkarabilir. Bu aynı zamanda herkesin bir şekilde duruma müdahale etmesi sonucuna da yol açabilir.

Tunus’ta bir seyyar satıcının bedenini ateşe vermesiyle başlayan ayaklanmanın Mısır’da Müslüman Kardeşler iktidarına, sonra da bu iktidarın kanlı bir şekilde devrilmesine, Libya’da Kaddafi’nin linç edilerek infazına götüreceğini ve sonrasında ortaya çıkan gelişmeler ile Suriye’de nasıl bir sonuç oluşturacağını net bir şekilde kestirmek mümkün değildi. Seyyar satıcının bedenini yakan alevler, Tunus’ta farklı, Mısır’da farklı, Libya, Suriye, Irak ve Kürdistan’da farklı sonuçlara yol açtı. Tüm bunların Batı’daki yansımaları ise çok daha farklı oldu.

Başka bir açıdan bakarsak: ABD’de yapılan bir plan veya müdahalenin Ortadoğu ve tüm dünyada yol açacağı tüm değişimleri öngörmek imkansızdı. Zira, bir yerden bir taş kaldırıldığında ya da bir kıvılcım çakıldığında, tüm diğer aktörler harekete geçerek kendisine göre bir yön vermeye çalışıyor. Herkes durumdan farklı şekilde istifade etmeye çalışıyor. Tüm müdahalelere karşı bir de gelişen direnişler oluyor. Bu bile kendi başına, öngörülmez sonuçların doğmasına neden oluyor.

Çok geçmişe gitmeden küçük bir formül daha üretilebilir: Türk devletinin müdahaleleri ve besleyip Rojava’ya sürdüğü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) çeteleri, domino etkisi yaparak Rojava’nın ilk etapta üç kanton şeklinde bir yönetime dönüşmesine, Irak’ta Musul’un işgaline, Kürtlerin Kerkük ve diğer Kürt bölgelerinde hakimiyet kurmasına, başka alanlarda toplu infazlar ve katliamlara yol açtı. Nedenleri farklı olarak ifade edilse de, bunlar ilk ortaya çıkan büyük etkiler oldu. Ancak IŞİD’den çok öncesinden başlanarak farklı formüller oluşturulup, yine bu sonuca ulaşılabilir. Zira bu sonucu doğuran tek bir neden değil, sayısız neden var. ABD’nin Irak işgali, Şii Başbakan Nuri El Maliki’nin mezhepçi politikaları, Hewler ile Bağdat arasındaki petrol krizi, Ankara’nın Kürt karşıtı hamleleri, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı demokratik çözüm süreci, İran’ın bölge hem bölgede hem de uluslararası alandaki çıkışları, Suriye savaşı, Ukrayna krizi ve daha sayabileceğimiz sayısız neden bugün koşulların ortaya çıkmasında rol oynuyor.

Irak açısından bir süre sonra bunun nasıl bir şekil alacağı, Ankara’yı nasıl etkileyeceği, tüm bölgede nasıl bir sonuç doğuracağını tüm yönleri ile kestirmek imkansız. Ancak olası sonuçlardan bahsedilebilir. IŞİD’in kendisi de farklı nedenlerin bir sonucu olurken, IŞİD ortaya çıkışı, çeşitli güçlerin bu barbar çeteyi kullanması ya da bu çetenin sözkonusu güçleri kendi planları doğrultusunda kullanması yeni farklı sonuçların ortaya çıkmasına yol açtı. Gelişmelerin her aşamasında yeni planlar, yeni aktörler ve yeni müdahaleler devreye girerken, sonuç her seferinde biraz daha değişecek. Bu kaçınılmazdır.

Bugün Ortadoğu’da yaşanan her şeyin büyük bir planın öngörülen mutlak parçaları olduğunu düşünmek, « kaderci » bir yaklaşımı kabul etmek anlamına gelir ki bu da teslim olma sonucuna yol açabilir. İnananlar için bu bir « kader » ise, diğer bazı çevreler ve kimi devrimciler için de emperyalizmin bu sürecin tüm aşamalarını bilerek ve öngörerek tasarladığı bir plan. Ortalıkta uçuşan birçok komplo teorisi her şeyin büyük güçler tarafından planlandığı, koordine edildiği ve sonuçların da onların istediği gibi olacağı, « kaderci » bir sonuca çıkıyor.

Kuşkusuz kapitalist modernite güçleri ya da diğer bir ifadeyle büyük oyun kurucular olayların çıkışında ve hangi yöne meyil edeceğinde daha fazla etki sahibi olabilir, ama sonuç hiç bir zaman onların istediği gibi olmayacak. Sanılanın aksine her şey kontrol altında olmadığı gibi, bugün herkes her şeye müdahale edebilecek ve sonuçları değiştirebilecek güçtedir. Dünyayı değiştirmek için harekete geçmek yeterli.

20.06.2014 

Maxime Azadi

Répondre

Entrez vos coordonnées ci-dessous ou cliquez sur une icône pour vous connecter:

Logo WordPress.com

Vous commentez à l'aide de votre compte WordPress.com. Déconnexion /  Changer )

Photo Google

Vous commentez à l'aide de votre compte Google. Déconnexion /  Changer )

Image Twitter

Vous commentez à l'aide de votre compte Twitter. Déconnexion /  Changer )

Photo Facebook

Vous commentez à l'aide de votre compte Facebook. Déconnexion /  Changer )

Connexion à %s