Suçlu değilim, suçluyorum!

İki hafta içerisinde, bir Avrupa ülkesinde Interpol, karakol, cezaevi, hücre ve bir despot tarafından yönetilen bir ülkeye sınırdışı edilme tehdidiyle karşı karşıya kaldım. Bu Avrupa hükümetlerinin Türkiye ile suç ortaklığı, bir dizi adaletsizlik ve saçmalığın hikayesidir.

Evet bir Avrupa ülkesinde bir gazeteci tutuklanabiliyor, bir terörist muamelesi görebiliyor ve Avrupa vatandaşı olmasına rağmen illegal bir yabancı olarak değerlendirilebiliyor. Evet bir Avrupa Birliği ülkesi, bir gazeteciyi önce Türkiye’ye, sonra da mahkeme kararına rağmen bir başka Avrupa ülkesine sınırdışı etme kararı alabiliyor. Evet, bir Avrupa Birliği ülkesi, mahkemenin serbest bırakma kararına rağmen bir gazetecinin tutukluluk halini sürdürebiliyor. İşte hukuksuz bir tutuklama ve zamanın durduğu Turnhout cezaevinde tecrit edilmenin öyküsü…

TÜRKİYE’NİN KULLANDIĞI BASKI MEKANİZMASI: INTERPOL

Türkiye’nin hakkımda aldığı tutuklama kararı ve Avrupa’ya taşıdığı baskı politikası nedeniyle 15 Aralık 2017 günü Brüksel yakınında aracımla hareket halindeyken, sivil polisler tarafından durdurularak gözaltına alındım. Polisin sunduğu tek gerekçe Türkiye’nin şikayetiydi. Ellerim kelepçelenerek Anvers bölgesindeki Mechelen polis karakoluna götürüldüm. O andan itibaren açlık grevine başladım. Geceyi kötü koşullar altında bir hücrede geçirdim. Türkiye bu gözaltı için, keyfi bir baskı aracına dönüşen İnterpol’ü kullandı. Kuşkusuz Avrupa’daki Kürt diasporası açısından bu bir ilk değildi. Gözaltında bu hukuksuzluğu protesto ederek herhangi bir belgeyi imzalamadım. 16 Aralık günü Brüksel’e 85 kilometre mesafedeki Turnhout’da mahkemeye çıkarıldım. Savcı Türkiye’ye sınırdışı edilmemi istedi. Talep Türkiye’den geliyordu. Hakim de bu talebe uyarak tutuklanmama karar verdi. Oysa ellerinde yeterli bir bilgi olmadığını itiraf etmişti. Bu ciddi bir sorundu. Adaletin tamamen ortadan kaldırıldığı, basın ve ifade özgürlüğünün yok edildiği bir ülkeden gelen suçlamalar nasıl güvenilir bulunabilirdi? Avukatımın ve hakimin söylediğine göre, hakkımdaki dosya Şırnak Mahkemesi tarafından hazırlanmış. Suçlamaların tarihi 4 Mart 2013’ten itibaren başlatılmış. 31 Ağustos 2015 tarihinde ise hakkımda Türkiye’de tutuklama kararı çıkarılmış. Türkiye’den gelen ilk bilgiler bunlarla sınırlıydı. Hakim Türkiye’ye sınırdışı edilmem halinde ne düşüneceğimi sordu. “Bunu da siz düşünün, zira Belçika demokrasisi açısından derin bir utanç olacak” demekle yetindim.

İKİ HAFTA TECRİT UYGULAMASI

Sonunda tutuklanarak Turnhout cezaevine gönderildim. Açlık grevini burada da sürdürdüm. Üç gün boyunca sadece sınırlı miktarda çay ve su tükettim. Cezaevinde sadece sabah ve akşam sıcak su veriliyordu. Cezaevine girdiğim ilk gün, cezaevi müdürü bana özel güvenlik tedbirleri uygulanacağını söyledi. Terörist olarak değerlendiriliyordum. Diğer tutuklularla temas sınırlandırıldı. Telefon görüşmeleri ve ziyaretler ortadan kaldırıldı. Cezaevinde kaldığım süre boyunca hiç kimseyi arayamadım. Bir kaç kez avukatımla yüzyüze görüşme imkanım oldu. Diğer tutukluların günde 15 dakika istedikleri yeri telefonla arama ve iki saat cezaevi içerisinde dışarı çıkma hakkı vardı. Diğer tutuklularla temas kısıtlanmasına rağmen, iki adli tutuklunun bulunduğu hücreye konuldum. Bu da ayrı bir paradokstu. Yer yoktu. İlk dört gün yerde yattım. Üç kişi kaldığımız hücrede hareket alanı da yoktu. Yeme, içme ve tuvalet aynı hücredeydi. Tutuklu kaldığım 14 gün boyunca, hücreden dışarı çıkamadım. Banyo sırasında bile, kabinler boşaldığında ancak tek başıma gitmeme izin verildi. Cezaevi kütüphanesinden de kitap almama izin verilmedi. Zaman bu hücrede durmuş gibiydi. Avukatımın tavsiyesi üzerine açlık grevine ara verdim. Tutukluluğum sürmesi halinde, yeniden greve gideceğimi bildirdim.

SUÇLU DEĞİLİM, SUÇLUYORUM

Avukatımın 19 Aralık’ta serbest bırakılmam için yaptığı itiraz üzerine 23 Aralık günü, elleri kelepçeli olarak, adli tutuklularla birlikte Turnhout mahkemesine çıkarıldım. Savunma yapmayı düşünmedim. Suçlu değildim. Suçluyorum. Gözaltına alınmam ve tutuklanmama yok çan motivasyonlar, işletilen mekanizmalar, tutuklanma biçimi ve cezaevindeki muameleleri reddediyorum. Bu adalet mekanizması ve Avrupa hükümetleri, Türkiye’deki faşizan rejimi cesaretlendirdiği, basın ve ifade özgürlüğünü yaraladığı için suçluyorum. Yapılan suç ortaklıkları ve Türkiye’nin şantajlarına geçit verildiği için suçluyorum. Suçlu ve terörist olan ben değil, devlet terörizmini demokratik mekanizmalar içerisinde yaşaran ve besleyen anlayışlardır.

DİRENMEK GÜZEL VE DAHA HEYECAN VERİCİ

23 Aralık’taki duruşmada, Türkiye’den gelen sınırlı da olsa suçlamaların yayınlanan haberlere dayalı olduğu anlaşıldı. Bu sırada dışarıda, serbest bırakılmam lehine önemli bir kampanya yürütüldü, basın örgütler ve medya özgürlüğümü talep etti. Sınırdışı edilmemi isteyen savcı bu kez serbest bırakılmamı istedi. Hakim de kefaletle serbest bırakılmam yönünde karar verdi. Aynı gün cezaevine döndüğümde, cezaevi müdürü özel güvenlik tedbirlerinin uzatıldığını bildirdi. Akşam saatlerinde mahkemenin kararı elime ulaştı. Ancak beraberinde bir karar daha vardı. Yabancılar Ofisi’nden geliyordu. Oysa ben bir Avrupa vatandaşıyım. Bu kararda bir başka ülkeye sınırdışı edilmem isteniyordu. Hangi ülke olduğu belirtilmemişti ancak sınırdışı edilene kadar tutuklu kalmam isteniyordu. Kararda Belçika’ya dönüşüm önünde bir yasak olmayışı beni düşündürdü. Vatandaşı olduğum Fransa’ya sınırdışı edilebilirdim. Avukatımın daha önce aktardığına göre Türkiye, Fransa’dan da benzer bir talepte bulunmuş. Bu durumda Fransa’da gözaltı ve tutuklanma riski vardı. Belçikalı avukatım Luc Walleyn, Yabancılar Ofisi’nin kararına acil itirazda bulundu. Serbest bırakılma kararına rağmen, beş gün daha cezaevinde tutulduktan sonra 28 Aralık günü öğleden sonra serbest bırakıldım. Hakkımdaki dava ve Türkiye’nin tehdidi devam ediyor. Sonuç olarak, izlenen bu yöntemler, yapılan bunca hukuksuzluk ve insan onuruna aykırı uygulamalar, eğer yıldırma amacını taşıyorsa, yanlış yolda olduklarını vurgulamak istiyorum. Zira bu baskılar sonuç vermeyecek. Yazmaya, eleştirmeye, rahatsız etmeye ve başka bir dünya için mücadele etmeye devam edeceğim. Direnmek güzel ve daha heyecan verici…

Maxime Azadi

29.12.2017

 

 

Répondre

Entrez vos coordonnées ci-dessous ou cliquez sur une icône pour vous connecter:

Logo WordPress.com

Vous commentez à l'aide de votre compte WordPress.com. Déconnexion /  Changer )

Photo Google

Vous commentez à l'aide de votre compte Google. Déconnexion /  Changer )

Image Twitter

Vous commentez à l'aide de votre compte Twitter. Déconnexion /  Changer )

Photo Facebook

Vous commentez à l'aide de votre compte Facebook. Déconnexion /  Changer )

Connexion à %s